Kadın Her zaman Güzelliğin Peşinde

 

Günümüzde popüler kültürün medyatik güzellik ve beslenme uzmanları, yaşam koçları, kişisel gelişim uzmanları Hint ve Tibet kültürünü hayranlık ve iştahla araştırıp anlata dursun. Biz çok uzaklara gitmeyelim hanımlar. Sebebimiz tembelliğimizden değil, aksine Roma, Hint, Arap ve İslam coğrafyasının senteziyle damıtılarak olgunlaşmış bu topraklarda ki eşsiz bilginin tam kalbinde, İstanbul’da oluşumuz. İstanbul bu, şairlerin eğer bir cinsiyeti var ise bu şehir letafet sahibi bir kadın olabilir dedikleri ve eserlerinde bir kadından bahsederken “İstanbul kadar güzel” diyerek betimlemeye mazhar gördükleri Şehir, Güzelliğin, zerafetin, insanlığın şehri…

Yavaş yavaş genel bilgilerden ince detaylara doğru yol alacağım yazılarımda öncelikle Güzellik için şunu belirtelim; beyaz ten her zaman çok önemli, mermer gibi beyaz bir ten ve siyah saçlar eski devrin güzellik ölçütlerinden biri. Belki de bu sebepten avrupalı kadınlar gibi saçlarını sarılaştırmak için doğallığını ve ışıltısını bozmamış kadınlar. Avrupa’da kadınların saçlarını sarılaştırmak için açıcı içerikli boyaların olmadığı dönemlerde merkeplerin idrarını kullandıklarını öğrendiğimde oldukça şaşırmıştım. Tabi ki asitli olan idrar saçı açarken sertleştirip matlaştırıyormuş.

TEMİZLİK ile HAMAM SEFASI’na geri dönelim:)

Bugün de olduğu gibi temizlik her zaman çok önemli. İnsan sağlığı için hayati önem taşıyor. Güzelliğinde birinci şartı her zaman temizlik olmuştur zaten. Temizlik konusunda hayli ileri olan toplumumuzun hamam kültürünün içerdiği mucizevi metotlar sebepsiz değil.

Vakum Terapi Yerine Kese-Masaj, Mesela; su buharının etkisi ile gözenekleri açması, artan sıcaklığın detoks etkisi, kesenin peeling etkisi ile vücudun tüm ölü derilerini atarak tazeliği ortaya çıkarması harika değil mi? Peki sıcaklık, kese ve masaj üçlüsünün tüm dolaşımı harekete geçirip vücutta selülit bırakmadığını, damar tıkanıklığını engellediğini, kanın her noktaya yoğunlukla nüfuz etmesi ile beslenen dokunun hücre yenilenmesini sağladığını, gençlik ve tazeliğin desteklendiğini biliyor muydunuz? Düzenli olarak hamama giren kadınların bedenleri de yağ tutmamakta bugün güzellik sektöründe vakum terapi, LPG gibi cihazlarla sağladığımız etkileri çok başarılı bir natır( hamamda kese masaj yapan kadın) da çok rahat alabilmektedir. Hakkını vererek yaşayacağınız düzenli bir hamam kültürü  ile güzellik ve sağlık ihtiyacınızın çoğunu emin olun aradan çıkarırsınız.

Kese masaj bu kadar güzel bir bedensel yenilenme sunarken aynı zamanda sizi psikolojik olarak ta yeniler. Tabi ki bol su, sabun cildinizi kurutabilir. Bunun içinde çözüm teninize sürülecek iksir değerinde özel yağ karışımları. Cildinize güzel bir koku verecek, nemlendirip, yenileyecek karışımlar ile teninizi destekleyen hamam kültürü cidden bulunmaz bir nimetmiş. Bugün turizm faaliyeti haline dönüşmesi ve hayatımızda neredeyse olmaması gerçekten üzücü.

Sabunu günümüzde dahi hanımlara çok tavsiye etmiyoruz. Sabun kullananlar mutlaka ardından nem yönünden bir destekleyici kullanmalıdır. zaten kişi kendisini mutlaka rahatsız hisseder. Mesela teninde gerilme, pullanma, saçlarında sertlik, kırılma. Bu gerilme duygusu özellikle yağlı ciltler için temizlik hissi verse de sakın kanmayınız. O pullanmalar gerilmeler, gıcır gıcırlık hissi PH’ı bozulduğuna delalet. Bu bozulma yağlı ciltlerde daha fazla sivilceye sebep olacaktır.

Saçlar için, eski zamanlarda sabun ister istemez en gelişmiş temizlik ürünüydü ancak saçları da sertleştirdiğinden mutlaka hatmi çiçeği ve ebegümeci kaynatılarak elde edilen kıvamlı su yumuşatıcı yerine kullanılırdı. Saraya sürekli kurutulmuş hatmi çiçeği ve ebegümeci gönderilirdi. Yumuşatıcı olarak kullanılan bitkilerin kıvamlı suyu şimdiki saç kremlerinden çok daha etkili ve tamamen doğal. Saç ve cilt bakımında kili çok kullanmışlar. Kildanlıkların içine önce kili sonra da suyu koyarlarmış. Kil aşağıya çökünce, üstündeki suyu kullanırlardı. Bu suyun yumuşatıcı ve saçı-deriyi besleyici etkisi vardır.

El ve Ayak Bakımı, Kadın güzelliğinde el ve ayak bakımı da önemsenirdi. Bakımları için susam ve zeytinyağını bitkilerle birlikte kullanılmış ama daha çok gül yağı tercih edilirmiş. Gül yağını şu şekilde elde etmişler: Mis kokulu gül yapraklarını zeytinyağı ya da susam yağı içinde bekletip bir süre sonra süzülür ve cilt için çok faydalı olan bu yağ elde edilirmiş.

Cilt Bakımında GÜL, günümüzde de kullanılan gül eskiden de kadınların tercihi. Sarayda tonlarca gül suyu kullanılırmış. Gül suyu cilt temizler, nemlenir ve kırışıklıklar giderir. Aynı zamanda tam bir aromaterapi yöntemi olan gül, kokusunun verdiği huzurdan eskiden de uzmanlar bilinçli bir şekilde faydalanmışlar. Ciltteki yaralarını ve cilt hastalıklarını iyileştirmede kullanılmış. Bunun dışında Osmanlı tıbbında gül yağı ruh hastalıkları tedavisinde de kullanılmış. İbn-i Sina’nın da kullandığı söylenir. Bal ve gül suyu karıştırılarak elde edilen gül macunu ve şerbeti de hazımsızlıkların giderilmesinde kullanılmış.

Aromaterapi için, değişik kokuların ruh ve beden sağlığında kullanılması bugün uzak doğudan gelmiş gibi gösterilse de kokunun tedavi edici özelliği yaşadığımız topraklarda çok iyi bilinir ve yaygın olarak kullanılırdı. Dönemin hekimlerinin tedavilerde kokuları kullanmaları bu yüzdendir. Bahar ve buhur günlerinde alkolsüz parfümler yaparlarmış, sabahlara kadar kaynattıkları kazanlarla o güzelim mis kokulu parfümleri elde etmişler. Güllüabdan denilen harika şişelerde muhafaza edilmiş elde ettikleri parfümler ve türlü mücevherlerle süslemişler şişeleri. En kötüleri ise gümüşten yapılırmış. Saray da en çok hissedilen ise misk ve amber kokularıydı. Parfüm ve kokulara bu kadar önem verilmesiyle koku üreticilerinin ne kadar büyük paralar kazandığını tahmin etmek zor olmasa gerek.

Limonun şifası, hanımların bir diğer güzellik sırrı ise limondur. Bugün meyve asitli peelingler, leke acıcı ürünler aslında kullanmasını bilene limondan çokta üstün değildir. Limonun antiseptik özelliği vardır ve şeker içerdiğinden cildi besler, gerginleştirir ve tüm yaraları iyileştirir. Ayrıca saray kadınları el ve yüzlerini beyazlatıcı olarak kullanmışlar limonu. Malum o dönemlerde kadınlar ciltlerinin beyaz saçlarında siyah olmasına çok önem verirlerdi, makbul olan buydu çünkü.

 

ÖNSÖZ: Günümüzün Haseki Sultan’ları ve Güzellik Sırları

 

Değerli Hanımlar,

Son 20-30 senedir insanların en büyük şikayeti yediğimiz içtiğimiz her şeyin doğallıktan uzaklaşması ve bunların renkli ambalajlar, reklam stratejileri ile faydalı bir şeymiş gibi hayatımızda vazgeçilmez hale getirilmesi. Yediğimiz, içtiğimiz tüm ürünlerin vücudumuza; hem fiziksel hem de ruhani etkileri vardır.Kanserden, damar tıkanıklığına, selülitten, tüylenmeye, gözenek açıklığına kadar doğal sistemimizin bozulması ve ya düzenlenmesi, şifalanmasında yaşam enerjimizi devam ettiren, en küçük yapı taşına nüfuz eden, vücudumuzla bütün olan yiyeceklerimiz çok önemlidir.

Bugün geçmişe dönüp baktığımızda unuttuğumuz bu bilgilerin hayatımızda, sağlığımızda ne büyük önem arz ettiğini fark etmeye başladık. Yaşanılan tecrübeler herkesi bu konuda hemfikir kılıyor. Bizim ana konumuz güzellik ancak, gerçek ve kalıcı güzelliği oluşturan iksirlerin yapımında dahi bu doğallık önemli.

Güzellik ve Sağlık bir bütündür. Bakım bu ikisinin geçip giden zamana direnmesini sağlar. Vücudun yapısını çalışma mekanizmasını anlayarak, en doğal bitki ve yağlarla oluşturulan iksirlerle canlandırmak, yiyecek ve içeceklerle bütünleştirmek, ruhani olgunluk ve mutluluk ile taçlandırmak lazım. Bu formül ışığında ilerleyen bir kadının ışıltısı ve yaydığı enerji sanırım dünyadan daha da ötelere ulaşacaktır.

İnsanoğlu güzelliği her dönem önemsemiş ve iltifata mazhar eylemiş. Hele bizim toprakların gönül okyanusları içerisinde gezen insanları için güzellik aşka, aşk ise Allah’a açılan bir kapı olmuş. Batılı bir yazar ” onlar aşka bizim baktığımız manalarda bakmıyor, öyle ki aşk için yazılmış kitapları,yapılan araştırmaları velev ki ölüm hakkında yapmış olsalardı çaresini bulurlardı” diyor.

Yani “bizi” biz daha iyi anlarız. Bu toprakların şerbetini içmekle şereflenmiş her gönül, aşk ile harmanlanır, güzelliğin ne olduğunu ve hatta katmanlarını bilir.

MUTLULUK- SAĞLIK-GÜZELLİK üçlüsünü birleştirme gayreti içerisinde olan hanımefendilere ithafen başlayacağım blog yazılarımda hangi ayakta eksikliğimiz var ise oraya takviye yaparak yekpare, iç içe geçmiş muazzam bir güzelliğe dönüşecek kadın.

Hem Anadolu kadınlarından, hemde sarayda ki uygulamalardan yapacağımız örneklemelerde eski devirlerde şu anki teknoloji, üretim ve bilginin karşısında çok daha az imkanlarla ama çok daha tesirli güzellik ve sağlık iksirlerine şaşıracaksınız. Osmanlı tıbbı, binlerce yıllık Hint, Roma, İslam ve Arap kültürlerinin birikimiyle oluşturulduğundan çok zengin ve çok değerli bilgiler içermekte . Buna göre, Osmanlı dönemlerinde sultanların ve tüm kadınların güzellikleri için neler yaptığı, hangi bitkisel karışımları kullandıklarını yazacağım.

Osmanlı Sarayı’ nda hanımlar, önce içten temizlik sonrada dıştan uygulanan bakım kürleri yaparlardı. Sağlık ve güzelliğin temeli olarak çok fazla yemezlerdi. Hatta ilkbaharda özellikle kanı ve bağırsakları temizlemeye yönelik beslenirlerdi. Kirazın kanı temizleme özelliği ve sindirimi çalıştırmasından dolayı çok tercih ederlerdi.Ayrıca toksinlerden arınma için tuzlarda ki şifalı sular içilir ya da müshil kullanılırdı. Güzellik ve genç kalmak için yemelerine çok dikkat ederlerdi.

Önsöz olarak başladığım yazımda bedensel ve ruhsal bütünlüğü vurgulamamda ki amaç, her şeyi tek kutuplu görmeye olan alışkanlıklarımızı kırmak. İnsan çok kutuplu bir varlık. Güzellik arayışımızı eksik bırakmamalı ve yediklerimiz içtiklerimizin vazgeçilmez olduğunu bilmeliyiz.

Haseki Sultan Güzellik Merkezi’nde hanımlarla yaptığım tüm görüşmelerde uygulamalara başlamadan  ilk sohbetim, güzellik sektörünün cerrahi bir işlemden önce var olanı muhafaza etmek ve bakımla taçlandırmak olduğu. Kaybetmeden önce kıymetini bilmeliyiz yoksa arayışımız yanlış yönlendirmeler ve sektörün ne yazık ki hayal dünyası içinde aradığımızı bulamayarak son bulur.

Sağlıkla, Güzellikle Kalın

ŞEYMA ÇEVİKER